Evlenmenin İptalinin İstenebileceği Durumlar

2.3.2 Nisbî Butlan (İptal Edilebilirlik)

2.3.2.1 Nisbî Butlan Nedenleri

 

Eşlerden birinin; evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olması[1] [2]; evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği halde yanılarak evlenmeye razı olmuş olması; eşinde olmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derece önemli bir nitelikte yanılarak evlenmiş olması[3]; eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı edilmiş olması; kendisinin veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın kendisinden gizlenmiş olması[4]; kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş[5] eş evlenmenin iptalini dava edebileceği nisbî butlan nedenleridir.

2.3.2.1.1 Ayırt Etme Gücünden Geçici Yoksunluk (TMK 148)

 

Medeni Kanun’un 148. maddesine göre, bir kimse evlenme töreni sırasında örneğin sarhoşluk sebebiyle ya da bir uyuşturucu maddenin veya ipnotizmanın etkisi altında geçici olarak ayırt etme gücünden yoksunsa yapılan evlenme nisbî butlanla sakattır.[6]Bu davalar kamu düzeniyle ilgilidir.

2.3.2.1.2 Yanılma (TMK 149)

 

2.3.2.1.2.1 Evlenmenin Niteliğinde Yanılma

 

Eşlerden birinin evlenme değil de başka bir işlem için evlenme iradesini açıkladığını sanırken evlilik akdinin gerçekleşmesi halinde söz konusu olur.[7]

 

2.3.2.1.2.2 Eşin Kimliğinde Yanılma

 

Bir kimsenin A ile evlenmek üzere beyanda bulunduğunu zannederek B ile evlenme rızasını açıklaması halinde söz konusu olur.[8]

2.3.2.1.2.3 Diğer Eşin Niteliğinde Yanılma

 

Evlenmeye karar vermeye etki yapan her türlü saik kanun tarafından iptale sebep olacak bir nisbî butlan hali olarak öngörülmemiştir. Bu açıdan, Medeni Kanun’un 149/2. maddesi rızanın oluşmasına yol açan saiklerden sadece diğer eşin önemli bir niteliğinde yanılmayı nisbî butlan olarak öngörmüştür.

            Medeni Kanun’a göre, yanılmaya düşülen nitelik ilk evvela bizzat eşin kendisine ait olmalıdır. Örneğin evlenilen eşin babasının suç işlemiş birisi olduğunun öğrenilmesi halinde diğer eş buna dayanarak evlenmeyi iptal edemez.[9]

Yine Medeni Kanun’a göre, yanılma nedeniyle evliliğin iptal edilebilmesi için yanılınan nitelik birlikte yaşamayı çekilmez duruma düşürecek derecede önemli olmalıdır. Yanılmanın bu ölçüde önemli olup olmadığını hâkim, her olayda evlenmenin yapıldığı şartları, eşlerin sosyal durumlarını göz önünde bulundurarak objektif olarak takdir edecektir. Durumun varlığını bilerek evlenen kimse sonradan yanılmaya dayanamaz.[10]

Medeni Kanun’un 150. maddesinde sayılmış olan yanılma halleri tüketicidir, bunlar dışındaki bir konuda yanılma iptal sebebi oluşturmaz.[11]

2.3.2.1.2 Aldatma (TMK 150)

 

            Gerek yanılma gerekse aldatma birer nisbî butlan sebebidir. Ancak bazı nedenlerle Medeni Kanun bu iki durumu birbirinden ayırmış, sonuçları aynı olsa da ayrı şekilde düzenleme yolunu seçmiştir.

            Bu durumun nedenlerinden birincisi, aldatma ile düşülen yanılmanın esaslı olmasına gerek olmamasıdır, sadece kanunda sayılan hususlarda aldatılmış olma hali yeterlidir. Yanılma sonucunda nisbî butlana bağlı olarak dava açılmabilmesi için bir arada yaşamanın çekilmez hale gelmesi beklenirken aldatma açısından bu koşul aranmaz; sadece evlenme ile aldatma arasında illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir.[12]

 

2.3.2.1.2.1 Namus Ve Onur Hakkında Aldatma

 

Aldatma, eşin namus ve onuruna ilişkin olmalıdır. Ailenin namus ya da onuruna ilişkin aldatma iptal sebebi oluşturmaz. Aldatmanın üçüncü bir kişi tarafından yapılmış olması halinde, bu durumdan lehine aldatma yapılan eşin haberinin olması gerekir.[13]

Aldatma, genel olarak, aktif bir davranış sonucunda gerçekleşir. Bununla birlikte söylenmesi gereken durumda susma da MK 150 anlamında aldatma oluşturabilir.[14]

Mali durumunda aldatmanın evliliğin iptaline sebep olup olmayacağı tartışmalıdır.

 

2.3.2.1.2.2 Tehlikeli Bir Hastalık Hakkında Aldatma

 

Gizlenen hastalığın diğer taraf ya da altsoy için ağır bir tehlike oluşturması gerekir.

24 Nisan 1930 tarihli Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 123. ve 124. maddelerinde sayılan frengi, belsoğukluğu ve yumuşak şankr ve cüzam ve ilerlemiş verem hastalığına yakalanmış olanların evlenmeleri yasaktır. Bu hastalıkların tedavi edilip bulaşma tehlikesinin geçtiğine ya da iyileştiğine sair doktor raporu sunulmadıkça eşlerin nikâhı kıyılamaz. Bu kanunda yazılı olmayan bazı hastalıklar[15] da bu hükmün kapsamına girer.

Kural olarak hastalığın eşde bulunması gerekir. Eşin aile üyelerinden birinde böyle bir hastalığın bulunması halinde evlenme nisbî butlanla sakat olmaz. Ancak aile üyelerinden birinde bulunan hastalığın kalıtım yoluyla geçmesi mümkünse bu altsoyun sağlığı için tehlike yaratacağından MK 150 kapsamında sayılması gerektiği ileri sürülmektedir.[16]

Üçüncü kişinin aldatması halinde, namus ve onurda aldatmadan farklı olarak burada lehine aldatma yapılan eşin bilmesi gerekmez, bilmese dahi evlenme nisbî butlanla sakattır. Yine namus durumundan farklı olarak burada nişanlının gizlememe yükümü vardır. Bu bakımdan her türlü susma hastalığın gizelenmesi ve dolayısıyla aldatma sayılır.[17]

2.3.2.1.3 Korkutma (TMK 151)

Bir korkutmanın meydana getirdiği etki altında evlenmeye rızasını beyan eden kimse, Medeni Kanun’daki şartların bulunması halinde evlenmenin nisbî butlanını dava edebilir.

Medeni Kanun’un 151. maddesine göre, korkutmanın ya diğer eşin şahsına ya da bir yakınının[18] hayatı, sağlığı, namusu ya da onuruna yönelmiş olması ya da ağır ve pek yakın bir tehlikeye yönelik olması gerekir.

            Buna göre, malvarlığına yönelik bir korkutmalar[19], ağır olmayan korkutmalar[20], pek yakın olmayan bir zamana ilişkin korkutmalar[21]iptal sebebi olmazlar.

2.3.2.2 Nisbi Butlana Dayalı Dava Açma Süresi (TMK 152)

 

Yukarıda sayılan nisbî butlan nedenlerine dayalı evliliğin iptali davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun ortadan kalktığı tarihten itibaren başlayarak altı ay ve her halde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.[22] Küçük veya kısıtlı yasal temsilcisinin[23] izni olmadan evlenirse izni alınmamış yasal temsilci evlenmenin iptalini dava edebilir. Bu şekilde evlenen kişi, sonradan onsekiz yaşını doldurmak suretiyle ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar ya da gebe kalırsa evliliğin iptaline karar verilemez.[24] Kadının bekleme süresi bitmeden evlenmesi; evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin kanunun diğer şekil şartlarına uyulmamış olması sebepleriyle evliliğin butlanına karar verilemez.[25]

2.3.2.3 Mutlak / Nisbi Butlan Davası Açma Hakkı (TMK 153)

 

Dava açma hakkı, nisbî butlan sebeplerinin genelinde eşe tanınmakla birlikte, küçük veya kısıtlının yasal temsilcinin iznini almadan evlenmiş olması durumunda ise yasal temsilcinin dava açma hakkı bulunmaktadır.[26] Küçüğün gebe kalmış olması halinde dava açma hakkı ortadan kalkar. Evlenmenin nisbî butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler.

[1] TMK 125 : Ayırt etme gücü olmayanlar evlenemez.

[2] TMK 148 (Ayırt etme gücünden geçici yoksulluk)

[3] TMK 149 (Yanılma)

[4] TMK 150 (Aldatma)

[5] TMK 151 (Korkutma)

[6] Dural, Aile, s.84

[7] Dural, Aile, s.85

[8] Dural, Aile s.85; örneğin A ile B’nin ikiz kardeş olması durumu gibi

[9] Dural, Aile, s.85

[10] Dural,Aile s.86

[11] Dural,Aile s.86, yazar, sarışın kadınlardan hoşlanan ve sarışın olmayan bir kadınla asla evlenmeyeceğini nişanlısına açık olarak söyleyen erkeğin, evlendikten sonra eşinin saçlarının boyalı olduğunu öğrenmesi halinde, kendisine gerçek durum söylenmediği için aldatıldığını söyleyerek iptal davası açamayacağı örnek olarak vermektedir. Kanaatimizce bu durum aldatmayı oluşturabilir ve nisbî butlan davası açılabilir.

[12] Dural,Aile s.86

[13] Bu halde 150. maddeye dayanılarak iptal davası açılamaz, ancak şartları varsa MK 149/2’ye göre eşin niteliğinde yanılma maddesine göre dava açılması mümkündür, aynı düşüncede Dural, Aile s. 87

[14] Dural, Aile s.87, yazar, nişanlılardan birinin hırsız olan bir kimse ile asla evlenmeyeceğini, aslında hırsız olan diğer nişanlıya söylerse, karşı taraf için konuşma yükümlülüğünün doğacağını, bu halde susmanın evliliğin iptaline sebep olacağı düşüncesindedir.

[15] Örneğin AIDS

[16] Dural, Aile s.88

[17] Dural, Aile s.88

[18] Genellikle bir kimsenin sevincini ve kederini paylaştığı kişiler onun yakını sayılırlar. Dural, Aile s.88

[19] “Seni işten atarım, evini yakarım” gibi

[20] “Saçını keserim” ( Dural, Aile s.88) gibi

[21] “Benim yerime başkasıyla evlenirsen ilk doğacak çocuğunu öldürürüm” ( Dural, Aile s.88) gibi

[22] TMK 152

[23] Küçük (TMK 126) ve kısıtlı (TMK 127) yasal temsilcinin izni olmadan evlenemez.

[24] TMK 153

[25] TMK 154 – 155

[26] TMK 153 : Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse, izni alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini dava edebilir. Bu suretle evlenen kimse sonradan onsekiz yaşını doldurmak suretiyle ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar veya karı gebe kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez.

Yazar: Av.Yasin Girgin

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Avukat Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" (2011), "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" (2013) adlı iki kitabı bulunmaktadır. 2013 yılından bu yana aralıksız her hafta Hürriyet okurlarının hukuki sorularını cevaplandırdığı köşe yazılarını hurriyet.com.tr üzerinden de okuyabilirsiniz.